2019'daki italki Ödülleri kazananları, dil öğretme ve öğrenmeye olan bağlılıkları ve tutkularıyla bizi şaşırttı. Dil öğrenme öykülerini, ilhamlarını ve birden fazla dili nasıl öğrettiğini paylaşan Polyglot Yılın Öğretmeni Suzana Anđelković ile röportaj.
1-Dil öğrenmeye devam etmen için sana ne ilham veriyor?
İlk olarak, diller benim tam
anlamıyla tutkum ve hayatım. Bu şu anlama geliyor, eğer sadece İngilizce veya
Sırpça konuşuyorsam çok sıkılıyorum ve konuştuğum dili değiştirmek istiyorum.
Sanırım bu benim yeni olan her şeyi keşfetme merakımdan kaynaklanıyor. Yani ne
zaman yeni bir dil duyarsam, kafamın içinde sürekli yanan küçük lambalar varmış
gibi hissediyorum ve o dil hakkında her şeyi (telaffuz, dilin gramer yapısı …)
bulmak zorundaymış gibi hissediyorum. İkinci olarak, Richard
Simcott(Makedonya), Benny Lewis(İrlanda) gibi çok dil bilen, çok iyi insanlar
var. Fakat benim asıl amacım Polonyalı polyglot Andrzey Olszak’ı (27 den fazla
dil konuşuyor) yenmek. Yani kimin daha çok dil öğreneceğine dair yarış yapıyor
gibiyiz. Üçüncü olarak beni kendi dillerini konuşmam için motive eden ve
hatalarımı düzelten native konuşmacılar var. Konuşmaya dair hiç planım olmasa
bile beni motive ediyorlar. Sonuncu ama çok önemli olarak, ne zaman bir native
konuşmacı ile konuşma fırsatı bulursam (çok hata olsa veya başlangıç seviyesinde
olsam bile) çok mutluyum çünkü bu her şekilde bir ilerleme kaydettiğim anlamına
geliyor çünkü neredeyse çok istediği bir oyuncağı alan bir çocuk gibi
hissediyorum.
2-Hem dil öğrenirken hem de öğretmeyi nasıl başarıyorsunuz?
Bu çok basit. Ben milletlerarası bir
kızım. Bu şu anlama geliyor:Benim kökenim Sırbistan fakat benim kalbim bütün
dünyaya ait. Bu yüzden dünyanın farklı yerlerinden çok fazla arkadaşım
var.Genellikle bana Portekizce/Türkçe karşılığında Sırpça/İngilizce dil
değişimi yapmayı teklif ediyorlar. Diğer bir yandan, Online olarak ders vermeyi
seviyorum çünkü bana dünyanın farklı yerlerinden insanlarla konuşma fırsatı
veriyor bu yüzden o dili anlamak için onların diliyle kendi dil becerilerimi
kullanabiliyorum. Burda iki taraf da kazanıyor çünkü onlar daha etkili ve
üretken yolla yabancı bir dil öğreniyorlar ve onlardan bazı geri dönüşler
alıyorum ki bu benim dil becerilerimi geliştirmeme yarayacak. Diğer bir yandan,
eğer konuşmaya, yazmaya ya da okumaya pek istekli gibi hissetmessem, kafamı
rahatlatmak için bazı televizyon dizileri izliyorum. Eğer “tembel bir şekilde”
Türkçe öğrenmek istersem bir Rus sitesine gidiyorum ve Türkçe bir diziyi Rusça
altyazıyla izliyorum. Bazı sebeplerden dolayı bu benim için çok iyi. Bir yandan
Türkçe kelimeler öğreniyorum bir yandan da her şeyi tamamen anladığıma emin
olmak için Rusça altyazıları okuyorum. Diğer tembel yöntem ise müzik dinlemek.
Müzik dinlerim, melodiden ve sesten keyif alırım. Ondan sonra eğer bir şey
anlamadıysam fakat şarkıyı sevdiysem, o şarkının sözlerini bulurum ve daha
fazla konuşmak ve yeni kelimeler öğrenmek için o sözleri İngilizce veya başka
bir dile çeviririm.
3-Sürekli öğrenen birisi olmak daha iyi bir öğretmen olmana nasıl yardım
etti?
Yabancı bir
dil öğrenmek sadece “öğrenmek” anlamına gelmiyor. Ayrıca o insanarın kültürü,
dini, alışkanlıkları gibi şeylerle tanışmak anlamına geliyor. Son olarak,
onlarla yeni arkadaşlıklar kuracaksın. Yani onları biraz tanırsam, bana yardım
edecek ve bu sayede onların beni daha sevilebilir bir insan gibi düşünmesini
sağlayacak. Diğer tarafndan, eğer onlarla onların ana dilinde konuşursam,
onların kalplerini eriteceğim ve çok daha fazla öğrenmek için can atıyor
olacaklar çünkü onların öğretmeninin onların dilini öğrenmek için çok fazla
efor sarfettiğini görecekler. Daha berrak zihinli, daha konuşkan ve senden
herhangi bir dil öğrenmek için çok daha fazla heyecanlı olacaklar. Sonuç
olarak, daha rahat ve daha özgüvenli hissedecekler. Er ya da geç onlarla özel
bir bağın olacak ki yeni bir dil öğreneceğin zaman bunlar çok önemli, özellikle
de gençler için. Ek olarak, her dersten sonra yaptıkları ilerleme ve
yüzlerindeki gülümseme paha biçilmez (ruhunun derininde hissettiğin duygunun
yerini alabilecek hiçbir para yok.).
4- En iyi deneyime sahip olduğunuz
bir öğrencinin ve öğretmenin ilginç bir hikayesi var mı?
Gerçekten tebrik etmek istiyorum:
FURKAN
Mükemmel bir
iş çıkaran bana, bana en zor kısım olan temel Türkçe gramerini (uyum kuralları)
öğrenebilmem için bana çok iyi bir temel verdi. Bir keresinde büyük ilerlemeler
kaydettim (çünkü Türkçe öğrenmeye kendim de bazı kitaplar ve yazılım Rosetta
Stone ile devam ettiğim için), ondan “öğretmenler” için bir ders vermesini
istedim. Türk erkek / kadın Ayrıca, ne zaman bazı Türkler bana bazı mesajlar
yazacaksa ve ifadelerin anlamını bildiğimde, ondan yardım isteyeceğim ve bana
HAYIR demedi. Bu yüzden onu sadece bir öğretmenden daha fazla görüyorum, onu da
en iyi arkadaş olarak görüyorum. Bütün bunlar benim için çok şey ifade ediyor.
En iyi öğrenciler:
Michael Hodil
Sahip olduğum en iyi deneyim,
kesinlikle çok kötü bir havadaydım çünkü büyükannem dört yıl önce öldü.
Hüzünümle nasıl başa çıkacağımı bilemedim ve artık ağlayamadım çünkü tüm
gözyaşlarımı harcadım. Öğleden sonra neredeyse ağladım ve ağladım. Sonra aniden
oraya baktım ve dersin başlangıcına kadar yaklaşık 15-30 dakika olduğunu
gördüm. Dersi vermeli miyim vermeyeceğimi bilmiyordum ... ama sonra bir şekilde
bu dersi vermeye karar verdim (çünkü bir anda anneannem hakkında
düşünmeyeceğimi biliyordum). Birincisi, bir şekilde sakinleştim ... sonra onu
aradım ve yüzüm çok ciddiydi (bu benim için çok sıradışı) ve doğrudan konuya
girdim (sağlık veya başka herhangi bir bilgi sormadan - bu da olağandışı. ben
mi). Bir şekilde bu derse başladık, ama sonra ... Sanırım bir şeyler ters gitti
(ya da en azından biraz hissi vardı) olduğunu anladı, şaka yapmaya ve saçma
suratlar yapmaya başladı. Bir süre sonra artık dayanamayacağımı düşündüm, bu
yüzden yüksek sesle gülmeye başladım ve ikincisi için büyükannemin ölümünü
unuttum. Bu dersten sonra yeniden doğmuş gibi hissettiğimi söyleyebilirim ve
ruh halim çok daha iyiydi. Birkaç ay sonra Sırbistan'da birbirimizi gördük ve
daha da yakına geldik, bu paha biçilemezdi.
LEO HERRERA
İlk dersten itibaren çok iyi
anlaştık. Bence Leo çok ilginç ve süper konuşkan bir çocuk. En iyi anlar,
çoğunlukla Sırpça ve bazen de İngilizce ya da İspanyolca olarak konuşmaya
başladığımız zamandı. Onun heyecanını gözlerinde görebiliyordum. Ayrıca, ne
zaman Slav dilleri hakkında konuşsa, gözleri parlıyor ve sesi en güzel sesiyle
“papağan” ın sesi oluyor. TÜM Slav dillerini ne kadar sevdiği çok etkileyici ve
bu yüzden onunla çalışmak gerçek bir zevk. Bir süre sonra, beni annesiyle
tanıştırdı (bir şarkıcı olan) ve İspanyolca, onun, ben ve annesi arasında
oldukça ilginç bir sohbete dönüşmüştü. Ayrıca, hatalarını kabul etmesini
seviyorum, aynı zamanda kocaman bir şakacı, bu yüzden her zaman yüksek sesle
gülüyorum ve ... çok sık gülüyorum çünkü çok ağlıyorum. Bu yüzden ağzımın
ağrısının ve midemin de ağrıyor olduğunu hissediyorum ... ama farketmez.
Ayrıca, çok disiplinli ve ödevini zamanında yapıyor. Leo için her şey için çok
teşekkür ederim.
5-Bir öğrencinin kendisini çoklu dillerde geliştirebilmesi hakkında ne
düşünüyorsun?
Native konuşmacılar ile konuşmaktan
daha iyisi yok, hiç olmazsa ileri seviye konuşanlarla. Bunun amacı ise native
konuşmacılarla konuşurken ve öğrenme sürecinden zevk alabilmek, aynı zamanda da
native konuşmacılardan doğru geri dönüşler alabilmek. Eğer dilini geliştirecek
kişi çok meşgul veya tembelse o zaman hedef dildeki altyazıyla televizyon
dizileri izleyebilir. Bence televizyon dizileri çok güzel çünkü çok fazla sokak
ağzı kullanılmıyor ve bölümden bölüme çok fazla kelime tekrar kullanılıyor. Bu
sebeple kelimeler senin beynine girecek ve onları daha kolay bir şekilde
öğreneceksin. Örnek olarak, Sırbistan’da pembe dizi izlediğimiz zaman
ilk öğrendiğimiz kelimeler “Por favor”, “Tequiero”, “embarazada”, “te amo” ,
“te quiero”, “mi amor” “no me dejes”, “no te vayas” y “vibora”. Başka bir yol
ise, farklı dillerde bilgisayar oyunları oynamak. Örnek olarak:Heroes of Might
(İngilizce) - The sims (İspanyolca) ve kişinin seviyesine ve zayıf noktalarına
göre oyunlar. Çünkü bilgisayar oyunları eğlenmek ve farklı ülkelerden
insanlarla iletişim kurmak için harika.
6-Senin dil öğrenme yöntemin ne?
Tamam,
ben biraz özel bir insanım. Her şeyden biraz severim: Bilgisayar oyunları
oynamak, televizyon dizileri izlemek, müzik dinlemek, insanlarla konuşmak, ilk
günden itibaren not almak(kişisel günlüğümde bile hedefimdeki yabancı dilde
yazarım). Eğer o dilde konuşacak kimsem yoksa o zaman kendimin ses kaydını
kaydederim (her hafta veya iki haftada bir) ve bunu, beni düzeltmeleri ve
tavsiye vermeleri için native konuşmacılara yollarım.
7-Bu becerileri çoklu dil öğretmek
için öğrencilere karşı nasıl kullanıyorsun?
Bence insanlar ne çeşit öğrenci
olduklarını bilmeliler. Örnek olarak, eğer görüşe dayalı öğrencilerse o zaman
bazı görüntülerle, tablolarla ve resimler gibi materyallerle öğrenmeliler. Eğer
bir kişi işitsel bir öğrenciyse o zaman bu kişi, hedef dilde televizyon şovları
bulmalı veya basit olarak yayınlar. Eğer bir kişi ilk günden itibaren konuşmayı
tercih ederse, o kişi insanlarla konuşmalı ve bazı kelimelerin konulara göre
anlamını bulmayı denemelidir. Eğer bu mümkün değilse, o kişi o kelimenin
anlamını bulmalı ve tekrar etmelidir ki ilerleme elde edebilsin ve konuşmaya
başlayabilsin. Bu insan rahat hissettiği zaman, o zaman bu insan o dilde
konuşabildiği kadar çok konuşmayı denemelidir. Fakat, en iyisi zevk alabilmek
için bu yöntemlerin hepsini karıştırmaktır.
https://www.italki.com/article/1375/Interview:-With-Suzana-An%C4%91elkovi%C4%87
https://www.italki.com/article/1375/Interview:-With-Suzana-An%C4%91elkovi%C4%87
